Amerika’da iş yaparken Türk kültürünün dezavantajına dikkat

0

Amerika’da herşey çok farklı… 21 yıldır Amerikan sistemiyle çalışıyorum. 11 yıldır Amerika’da yaşıyorum. En çok merak ettiğim şeylerden biri şu olmuştur: Acaba neden Amerika’da daha çok başarı öyküsü çıkıyor? Biz Türkiye’de baştan kaybetmiş durumda mıyız?

Eminim herbirimiz burada bize alışılmadık gelen durumlar yaşıyoruz; alıştığımız gibi düşündüğümüzde çok da iyi sonuçlar üretmeyen durumlar, işle ilgili kararlar verirken zorlandığımız durumlar.

Amerika’da uzun bir süre yaşayınca gerçekten de bir dezavantajımız olduğunu farkettim.
İki kültür arasındaki farklılıkları görür ve nedenlerine kafa yorardım. Mesela hiç merak ettiniz mi, neden ev satarken Türkiye’de kanun, emlakçı komisyonunu alıcının ödemesini, Amerika’da ise satıcının ödemesini ön görür? Mantıken aslında satıcının ödemesi gerekmez mi? Çünkü birşey satıp para kazanmakta olan o. Ticaretin temeli, alış fiyatı ile satış fiyatı arasındaki farka yani kar etmeye dayanır ve satış yapmak için gereken masrafları da satıcı karşılamalıdır. Ama Türkiye’de biz böyle düşünmüyoruz. Zavallı ev sahibinin belki de tek malı olan evini elden çıkarmak zorunda kaldığını, bir ev alacak kadar parası olan birinin ise zengin olduğunu, tabii ki bu satıştan doğan masrafı alıcının ödemesi gerektiğini mi düşünüyoruz acaba? Evi değerinin altına satmak zorunda kalsak bile, ki başıma geldi, ticarette her zaman risk vardır. Bunu mu kabul edemiyoruz, çok mu sağlamcıyız? Ya da tam ters bir mantıkla alıcının ev satın almaya, yani kafasını bir damın altına sokmak zorunda olduğunu, bu yüzden ev sahibine muhtaç olduğunu, yani ev sahibinin tok satıcı olduğunu bu yüzden de masrafa alıcının katlanmak zorunda olduğunu mu düşünüyoruz?

Amerika’da herşey çok farklı… Özellikle de düşünme biçimi. Mesela iş kurarken biz tez canlıyız, sanki arkamızdan kovalayan var, fırsatı biran önce değerlendirmezsek her an bir felaket gelip onu elimizden alabilirmiş gibi. Amerikalı ise iyice düşünüp taşınıyor, kanunları öğreniyor, riskleri belirliyor…

Kanunlarımız bile mantıklı ticaret kurallarına göre değil, duygusal ilişkilere göre. Çünkü Türk kültürü ticaret üstüne kurulmuş bir kültür değil. Amerika’ya ilk gelen göçmenler, türlü zenginlikleriyle yeni şeyler inşa etmeye, kendi hayatlarının refahını artırmak için çalışmalarına imkan veren bir hayatın içine gelmişler. Biz ise savaşlardan başını alamamış, ancak canını ve elindeki temel şeyleri korumaya mecbur bırakılmış bir hayattan geliyoruz. ‘Artık dünya değişti canım’ demeyin, ne kadar globalleşme olsa da yüzyılların etkilerini silmek çok zor, düşünme biçimi sebepten uzaklaşarak kronikleşmiş bir kere.

Toplumlar üzerinde yapılan araştırmaları okudum, psikolog arkadaşlarımla konuştum, derin konu. Yakın zamana dek kendi işini yapana kız verilmeyen bir toplumduk, Amerika’da ise çizgi filmlerde tavşancıklar cookie satıp para kazanıyor.

Amerika’da herşey çok farklı… Özellikle de düşünme biçimi. Mesela iş kurarken biz tez canlıyız, sanki arkamızdan kovalayan var, fırsatı biran önce değerlendirmezsek her an bir felaket gelip onu elimizden alabilirmiş gibi. Amerikalı ise iyice düşünüp taşınıyor, kanunları öğreniyor, riskleri belirliyor, başına gelecekleri önceden iyice anlayıp kendini hazırlıyor, hem maddi hem psikolojik, çünkü her an savaş çıkabilir korkusuyla yaşamamış bu millet. Kimse kimseyi acele etmeye zorlamıyor, rahatça düşünmek için serbestlik var.

Peki, Amerikalıların başarı öyküsü çıkarmasındaki sır nedir? Meslek gereği birçok büyük Amerikan girişimcisinin hikayesini inceledim. İstisnasız hepsinde gördüğüm en çarpıcı özellik, bitmek tükenmek bilmeyen bir kendi geliştirme tutkusu. Deli gibi kitap okuyan, çılgınca eğitimlere katılan sürekli öğrenmeye devam edenler bunlar. Şirketi büyütürken her aşamada ona yeterli olabilmek için öğrenmeye devam ediyorlar. Ama ne ki, birşey öğrenmek zaman alır, onu uygulamak iyi sonuçlar almaya başlamak zaman alır, acele etmeden bu sabrı göstermeye izin veren ortam da Amerika’da var.

Biz Türkiye’de doğup büyüyenler ise Amerika’da yaşasak da genlerden gelen programların etkisiyle hayatı ele alıyoruz ve Amerika’ya uyum sağlayamıyoruz. Her millet Amerika’ya kendi etnik mirasını getiriyor. Sorun yok ama avantajları, dezavantajları bilmek lazım. Amerika’da herşey çok farklı… Düşünmek, kafa yormak lazım.. Artık Amerika’da yaşıyoruz. Kendimize hatırlatalım, artık Amerika’da yaşıyoruz. Burada herşey farklı. Şirket büyütmenin, ekip kurmanın yönetmenin farklı yolları var. Strateji… sistem… takım…

Bir Workshop duyurusu: Amerika’da başarılı girişimci olmak
11 Nisan Çarşamba günü MUSIAD USA’nın New York’taki merkezinde bir workshop düzenliyoruz. Tam bir gün birlikte Amerika’da başarılı girişimci olmanın kurallarını konuşacağız. Beklenmedik şeyler öğrenmeye hazır olun!
En büyük Türk’ün dediği gibi, Türk milleti zekidir, çalışkandır, atalarımızdan gelen strateji kurma karakterimiz var. Gerçekten Hiç eksiğimiz yok Amerikalılardan bu manada. Bunları Amerika ortamında nasıl kullanacağız? Kendi başarı stilimizi nasıl ortaya çıkaracağız? Soru bu.
11 Nisan’da workshop’a gelin, bir yerden başlayalım…

 

CEVAP VER