Yazarlar Yazar: Ayşe Göktürk TUNCEROĞLU

Ayşe Göktürk TUNCEROĞLU

avatar
Yazarın toplam yazısı: 17 0 Yorum
Yazarın Aralık 9, 2016 tarihli son yazısı:

18+

Amerika’da yaşadığımız için bizim Türkiye haberlerinden uzak düştüğümüzü sananlar var. Otuz sene önce, yirmi sene önce öyleydi. Ama 2000’li yıllardan beri durum değişti. Artık her haberi anında alıyoruz. Gündemi Türkiye’deki vatandaşlarımızdan bile iyi takibediyoruz! Bunu herşeyden çok internet teknolojisine borçluyuz.
Aramızaki tek engel 8 saatlik zaman farkı. Şimdiye kadar hep 7 idi ama bu sene memleketimiz kış saati uygulamasına geçmeyince aramıza 8 saat girdi!
İnternet teknolojisinin “nimetlerinden” sosyal medyaya bir video düştü. Yaşları 12-13 görünen bir grup kız çocuğu… Başları örtülü. Tek saç teli görünmemecesine örtülü. Ellerinde sigara, hem içiyorlar, hem konuşuyorlar. Arada sigara dumanını kameraya doğru havalı havalı üflüyorlar. Göz süzmeler, dudak bükmeler… Aralarından biri çekiyor videoyu ve canlı yayın yapıyorlar! Ağızlarında öyle küfürlü bir dil ki, sormayın gitsin. Arsız, hayasız hareketler…Seyrederken utandım!
Bu kızcağızlar ergenlik çağını idrak etmişler belli ki. Ama başka neleri idrak ettikleri şüpheli!
Tam da cinsel istismar yasasının Meclis’e geleceği gündü. Bereket versin, milletten yükselen sese kulak verildi de tasarı geri çekildi.
Mühim bir soru: Rüşt nedir? Rüşt yaşı kaçtır? Reşit olmak ne demektir? Çocuklar kaç yaşında reşit olurlar? Videodaki bu kızlar “reşit” mi, değil mi şimdi?
Rüşt yaşını ergenlik yaşı olarak değerlendirenler var. Bu anlayış doğru mudur? Televizyonda konuşan bir kalem efendisi “18 yaşı beklemek niye gereksin, kızlar da erkekler de ergenliğe erdi mi, tamam…” mealinde lâflar etti. Şaştık kaldık!
Ergenliğe ulaşan rüşdünü ispat etmiş sayılır mı? Zamanımızda ergenlik yaşı da birkaç sene geriledi, malûm. Hormonlu gıdalar sağolsun!! Çocukların 10-11 yaşında ergenlik dönemine girdiğini duyar olduk. Bu çocukcağızlar “reşit” mi sayılacak artık? “İradesi, rızası…” gibi lâflar ortalıkta dolaşıyor. Boş lâflar… İradenin, rızanın anlamını bile bilmeyen çocuklara mı soracaksınız, “Rızan var mı? Kendi iradenle mi yaptın?” diye. Meselâ, kendilerini bu kadar kepaze bir durumda videoya çekip yaptıklarını matah bir şey kabul edip bir de sosyal medyaya arz etmekten çekinmeyen kızlar “Rızam vardı.” dese, ne olacak? Bu aklı beş karış havada kızların “aile” kurabileceğini düşünmek?….

Atalar “Akıl yaşta değil baştadır” demiş, Cehap Şahabeddin Tiryaki sözlerinde çok dikkate değer bir zeyl yapar: “Akıl yaşta değil baştadır amma aklı başa yaş getirir.”

Ehliyet almak için onsekiz yaş demişiz.
Seçme ve seçilme yaşı olarak onsekiz demişiz.
Gayrimenkul alma, satma yaşı olarak onsekiz demişiz.
Vergi mükellefi olma yaşı onsekiz demişiz.
Her türlü resmî imza atma yaşı onsekiz demişiz.
Sigara satın alabilme yaşı onsekiz demişiz.
Hepsine asgari onsekiz demişiz de bir tek evlenme mi daha önce olabilir? Bütün bunları yapamayan, yapmaya ehil görülmeyen gençler evlenebilirler! Bütün bir hayatı, gelecek nesilleri, toplumu da etkileyecek bir fiili gerçekleştirebilirler! Onsekiz yaşına gelmeden bütün bu işlere aklı ermeyen çocuğun bir tek evlenmeye aklı erer! Öyle mi?
Rüştünü ispat etme yaşına “âkıl bâliğ olma” da diyoruz. Bu terim biyolojik bir takım değişikliklerden, gelişimlerden daha fazlasına işaret etmektedir. Hayattan ne istediğini bilmek. Kârını, zararını, doğruyu, yanlışı az çok ayırt edebilmek. Karar verebilmek, kararlarının sorumluluğunu üstlenebilmek. Bütün bunlar onsekiz yaşında bile olmaz kolay kolay ya, onsekiz yaş dünya genelinde kabul edilmiş hukukî bir sınırdır.
Atalar “Akıl yaşta değil baştadır” demiş, Cenap Şahabeddin Tiryaki sözlerinde çok dikkate değer bir zeyl yapar: “Akıl yaşta değil baştadır amma aklı başa yaş getirir.”
Deniyor ki 3 bin 800 kişi var. Mağdur… Bu sayının ne kadarı gerçekten iyi niyetli, masum örneklerdir? Gerçekten öyleleri varsa davaların tekrar görülmesinin önünü açalım. Her davanın kendi şartları vardır. Kanun çıkarırsak bu kendine mahsus şartları gözardı edip herkesi bir başlık altında değerlendirmiş oluruz ki gerçekten iyi niyetli olanlarla, art niyetli olanları ayıramayız.
Meselâ, aradaki yaş farkı… Kız 15 yaşında, oğlan 18 yaşındaysa hakimin bakışı farklı olacaktır. İdeal bir durum değildir, tavsiye de, teşvik de edilmez amma aradaki yaş farkının az olduğu küçük yaşta evlilik olaylarında, iyi niyet de sabitse, mağduriyetin giderilmesi için davanın tekrar ele alınıp görülmesi sağlanabilir. Bu örneklerin az olduğunu düşünüyorum. Bizim Anadolu insanımız prensip olarak “askere gitmeyene kız vermez!”
Ama kız 15, erkek 40-50 yaşındaysa hakimin bakışı farklı olacaktır. Hele kız 15’ten küçükse, ki asıl trajedi ordadır. Fâil ile mağdur arasında yaş farkı fazla ise ortada masum olmayan, iyi niyetli olmayan düşünceler var demektir. Öyle değil midir?
Tabiî tek kıstas yaş farkının az ya da çok olması da değildir. Fâil zaten evli ise, olayda nasıl iyi niyet arayacağız? Ailelerin ekonomik şartları bir diğer önemli noktadır. Güce, nüfuza, paraya dayanarak susturma, sindirme, razı etme ne yazık ki çok görülmektedir. Buyrun size, istismarın dik âlâsı!
Bu afların da sonu gelmez. Memlekette herkes evlilik denen şeyin ancak onsekiz yaşından itibaren yapılabileceğini kafasına iyice yerleştirmelidir. Hem canım bizim ülkemizde mecburî eğitim 12 yıl değil mi? 6 yaşında başlansa bu eğitim zaten 18 yaşında bitmez mi? Nasıl olup da “zorunlu eğitim” es geçilip evleniliyor?

Yazarın Diğer Yazıları

18+

- Aralık 9, 2016

Bâbil

- Kasım 12, 2016

Dünyanın anayasası

- Ekim 13, 2016

Darbeli yazın sonunda

- Eylül 7, 2016

Bilmek ya da bilmemek

- Ağustos 15, 2016

Nereden nereye?

- Temmuz 9, 2016

Pita

- Haziran 18, 2016

İLGİNİZİ ÇEKECEK DİĞER HABERLER

Tahtı bırakmıyor!

İngiliz basını, kraliyet kaynaklarının, Kraliçe 2. Elizabeth’in tahtı Prens Charles’a bırakmaya hazırlandığı iddiasını yalanladığını bildirdi. İngiliz basını, kraliyet kaynaklarının, Kraliçe 2. Elizabeth’in tahtı Prens Charles’a...

ÇOK OKUNANLAR

SOSYAL MEDYA

5,447BeğenenlerBeğen
418TakipçilerTakip Et