Yazarlar Yazar: Gülzade OKTAY

Gülzade OKTAY

avatar
Yazarın toplam yazısı: 19 0 Yorum
Yazarın Aralık 10, 2016 tarihli son yazısı:

Yıl sonu geldi gari!

Bir iş arkadaşım (kulakları çınlasın), günlerden çarşamba oldu mu “Hafta ne çabuk bitti ya!”, ayın 15’i oldu mu “Ay ne çabuk bitti ya!”, aylardan temmuz – ağustos oldu mu “Yıl ne çabuk bitti ya!” derdi.
“Yav bir dur! Daha ortasındayız!” diye diye bakardık ki hakikaten hafta bitmiş, ay bitmiş, yıl bitmiş olurdu.
İşte bu seneyi de böyle diye diye bitirdik. Daha dün gibiydi. 2016 yazının hayalini kuruyordum iş yerinde masamın başında. Sonra yaz geldi ve hatta geçti. “Eyvah! Holiday Season başlıyor. Yıl sonu geliyor. Çocukların öğretmenlerine ve arkadaşlarına hediyeleri ayarlamam lazım” derken geldi çattı Noel!
Burada anne-baba olanlar (Özellikle, çocukları Amerikan devlet okullarında okuyan) veya Amerikalılarla çok içiçe bulunanlar iyi bilir ki bu adamlar için en önemli bayram “Christmas” yani Noel’dir. Dini ritüellerinin ötesine geçmiş durumdadır artık. Aralık ayının 24’ü gecesi (Christmas night) tüm aile bir araya gelir, özel sofralarda neşeyle yemekler yenir ve 25’i sabahı (Christmas day) çam ağacının altındaki hediyeler teker teker, çay- kahve eşliğinde, sohbetle birlikte açılır. Her açılan hediyeye yorumlar yapılır. Teşekkürler, mutluluklar havalarda uçuşur.
Kendi kültürlerini yaşamaları ve yaşatmaları, mutluluklarını paylaşmaları ve aile olduklarını hatırlamaları açısından onlar için çok özel bir gündür Noel.
Bu mutluluklarına ufak bir mutluluk daha katmak, geleneklerine saygı duyduğumuzu göstermek adına biz de karınca kararınca hediyeler alıyoruz etrafımızdaki Amerikalı dostlarımıza, çocuklarımızın öğretmen ve en sevdiği arkadaşlarına.
Geçen yıl Noel’de kızlarımın tüm öğretmenlerine Türkiye’den getirdiğimiz havlulardan hediye etmiştim. Noel babalı süslerden, ‘Merry Christmas’ yazılı kullanışsız bardak, tabaklardan sıkılan tüm öğretmenler evimize postaladıkları teşekkür kartlarına methiyeler düzmüşlerdi. Çocuklarımı almaya okula ne zaman gitsem en azından birisi mutlaka havluların konusunu açıyor.
Pamuğu ne kadar kaliteli! Sıvıyı emme gücü çok yüksek! Ne kadar yumuşacık! Rengi hiç solmadı biliyor musunuz!
Şeklindeki olumlu yorumları alınca bu yaz Denizli’ye uğramak farz olmuştu bana. Eşim Uşaklı olduğu için, tüm aile hepbirlikte günü-birlik yola düştük. Eş-dost-akraba kaplıcalarda bel, boyun ve sırt ağrılarına çözüm bulurken ben çarşı-pazar havlu peşindeydim. Zaten çok severim ev tekstil ürünlerini. Noel bahane, alışveriş şahane diyerek kendimden geçtim. Denizlili teyzelerin “Alıveee gari, götürüveee gari!” teşvikleri (!) eşliğinde tekstil ürünlerinin içinde kayboldum. Bıraksalar tüm Pamukkale’deki havluları, nevresim takımlarını, çarşaf ve masa örtülerini toplar getirirdim Amerika’ya. Fiyatlar çok uygun olsa da bütçe de bir yere kadar izin veriyor tabii. Bavul ve kilo sınırı derken, içim kopa kopa içlerindeki en güzellerini seçip almaya çalıştım.

1noel

Abarttığımı düşünmüş olacak ki, bir teyze yaklaştı yanıma:
Şşşş, gelin gız! Bak bi! Alıp durun, alıp durun. De baken, napcen o kaa şeyi?
Hediye etmek için alıyorum teyzecim.
Gız “NEEL BABA” mısın sen! Kime verip durcen o kaa şeyi?
Kahkahamın sesi en az iki dükkan yana kadar gitmiştir.
NEEL BABA? He teyzecim. Onun gibi bi şeyim vallahi.
Yanındaki arkadaşına dönüp iyice dertlendi.
Ben iki dıkım şeyi alcem deye düşünüp durum, gız sepete atıp duru! Batırcek gocasını vallahi!
Bilse ki aslında hayatımın en ekonomik alışverişlerinden birini yapıyorum. Bunları Amerika’da alacak olsam hem daha kalitesiz, hem de en az üç katı fiyatına alacağım.
Teyzemi orada derdiyle başbaşa bırakıp diğer dükkanlara doğru giderken hala için için gülüyordum.
Haklıydı vallahi! Noel Baba gibi olmuştum. Geyikli uçan kızağım yoktu ama bavullara doldurup hepsini uçakla getirdim buraya.
O gün bugündür, o saf niyetli, şaşkınlığını gizleyemeyen teyze gelir aklıma. Belki hayatında çok az insana hediye aldı. Belki de çok az insan ona. Eminim bu kadar insana bir anda o kadar şeyi hiç almadı. Maddi imkanlar da önemli bir unsur tabii ama maalesef, çok yaygın bir şey de değil hediyeleşmek bizde. Hediyeleşmeyi tavsiye eden bir Peygamberin ümmetiyiz halbuki.
Yakın dostlarım, arkadaşlarım, akrabalarım bilir. Sebepsiz yere sadece içimden geldiği için hediye almışımdır onlara çok kere. Birisi kullandığım bir eşyamı beğensin, o an orada veririm. Yada gider aynından alırım ona da. Birisi bana bir hediye alsın, küçük-büyük farketmez, sevinçten uçarım. En kısa zamanda gider ben de ona alırım. Severim hediyeleşmeyi. “Kalpleri ısındırır. Kini, düşmanlığı giderir. Muhabbeti artırır “ diyor Peygamberimiz. (SAV)”
Bizim de Ramazan ve Kurban bayramlarımız var böyle bir güzelliğe vesile olmak için. Biz de o muhabbeti artırabiliriz. Çocuklara oyuncaklar, harçlıklar, çikolatalar; yakınlarımıza yarım elma gönül alma şeklinde sevdikleri bişeyler alınabilir. Gönül muhabbet ister, hediye bahane.
Öğretmenlerin Noel armağanlarını paketlerken bunları düşünüp karar verdim. Önümüzdeki Ramazan ve Kurban Bayramında hediye dağıtacağım kısmetse. Şimdiden “wish listinizi” (isteklerinizin listesini) yapabilirsiniz. Aman Denizlili teyzem görmesin beni!
Aldığını dağıtıp duru, dağıtıp duru! : )

Yazarın Diğer Yazıları

Yıl sonu geldi gari!

- Aralık 10, 2016

Ne anlarım Amerika’dan?

- Kasım 14, 2016

Eyvah yaz geldi!

- Haziran 18, 2016

Sevgi Günü

- Şubat 6, 2016

İLGİNİZİ ÇEKECEK DİĞER HABERLER

‘Türkiye’nin Arakanlı Müslümanlara yardımı 50 milyon doları aşacak’

Türkiye'nin BM Cenevre Ofisi Nezdindeki Daimi Temsilcisi Büyükelçi Koru, Türkiye'nin Arakanlı Müslümanlar için yapacağı insani yardımların miktarının 50 milyon doları aşacağını belirtti Türkiye'nin BM Cenevre...

ÇOK OKUNANLAR

SOSYAL MEDYA

5,640BeğenenlerBeğen
426TakipçilerTakip Et