Yazarın Eylül 15, 2017 tarihli son yazısı:

New York’ta bir Türk: Kerim Önder

Geçen ayki yazımda ABD deniz piyadelerinin meşhur marşlarından biri olan “Tripoli Marşı”ndan söz etmiştim:
Montezuma kırlarından /Tripoli kıyılarına,
Dövüştük ülkemizin savaşlarında / Havada, karada, denizde
diye başlayan marş. 1985’te ilk defa New York’ta tertiplenen Dünya Müslümanlar Günü’nde çalınmasına öfkelenip tepki gösteren Kerim Önder’in adını anmıştım. Tepki göstermişti zira bu marş ABD’nin ilk denizaşırı gali-biyeti şerefine bestelenmişti ve bu galibiyet İslâm coğrafyasında, hatta Osmanlı mülkü üzerinde olmuştu. Böyle bir marşın dünya Müslümanlarının yürüyüş yaptığı bir günde çalınması yakışık alır mıydı? Bizler marşı da hikâyesini de onun tepkisinden sonra öğrenmiştik.
Kuzey Afrika’daki, Osmanlı’ya bağlı beylerbeyiliklerden çok çeken, ti-caret gemileri saldırıya uğrayan, mürettebatı esir alınan, salıverilmeleri için fidye istenen yahut bu saldırılardan korunmak için yapılan anlaşmalarla yıllık haraç ödeyen ABD’yi bu durumdan kurtarmak isteyen Thomas Jeffer-son cumhurbaşkanı olduğunda “Bu iş böyle gitmez, güçlü bir donanma şart” deyip dediğini yapmıştı. Ve 1805’de ilk defa Trablus Savaşı (Derne Savaşı) ile ABD Akdeniz’de üstünlüğü ele geçirdi. Söz konusu marş bu savaşın hatırasına yazılıp bestelendi. Bir tarih şuuru timsali olan Kerim Önder böyle bir marşı Dünya Müslümanlar Günü’ne yakıştıramamakta haklı değil mi?

Rahmetli Kerim Önder’i otuz küsur yıllıklar kulübünden tanıyanlar çıkacaktır. O yıllarda, biz tanıdığımız sıralarda seksene yakındı. O ileri yaşında Columbia Üniversitesi’nin antropoloji bölümün-den ders alıyordu. Amerikan medyasında aleyhimizde çıkan yazılara anında cevap verir, konsolosluğa da telefon açıp “Uyuyor musunuz?” diye haşlardı.

Rahmetli Kerim Önder’i otuz küsur yıllıklar kulübünden tanıyanlar çıkacaktır. O yıllarda, biz tanıdığımız sıralarda seksene yakındı. New York Türk toplumunun âlim bir siması idi. Gemi telsiz zabiti imiş vaktiyle, hem mesleğinin konularına, ama en çok tarihe meraklıydı. Bayağı ciddî boyutlarda bir meraktı bu. Askerî tarih, sivil tarih. O ileri yaşında Columbia Üniversi-tesi’nin antropoloji bölümünden ders alıyordu. Amerikan medyasında aleyhimizde çıkan yazılara anında cevap verir, konsolosluğa da telefon açıp “Uyuyor musunuz?” diye haşlardı. Manhattan’daki küçük dairesinin her tarafı, pencereler dahil kitap raflarıyla kaplıydı. Ömrü boyunca kitap top-lamıştı. Sadece kitap okumakla, kitap toplamakla kalmamış aynı zamanda ta-rihî konularda ABD arşivlerinde araştırmalar yapmıştı. Kerim Bey Robert Kolej mezunu idi. Bir defasında okuldaki hocalarından bahsetmişti bize. Fizik, kimya, biyoloji… Her öğretmenin dersin bir yerinde lâfı İncil’e getirdiğini hatırlıyordu. Yıllar sonra Amerika’ya geldiğinde, Robert Kolej’deki öğretmen-lerinin hepsini tek tek isimleriyle araştırmış ve hepsinin de papaz olduklarını, misyonerlik faaliyeti yapmak üzere yetiştirildiklerini öğrenmişti.
Telekomünikasyon, askerî haberleşme alanlarında girilmesi zor yerlere girmiş, vesika biriktirmişti Kerim Bey. Ölümünden sonra kitaplarının, özenle tertiplediği dosyalardan oluşan arşivinin nasıl değerlendirilmesi gerektiğini epey düşündük. Bazılarımız New York’ta kalıp buradaki Türk toplumunun istifadesine açılmasının doğru olacağı fikrinde idi, bazılarımız da Türkiye’de bir kuruma gönderilmesinden yana idi. Sonunda cenaze için (Burgaz Adası’nda defnedildi) Türkiye’den gelen akrabaları İstanbul Üniversitesi’ne bağışlama kararı aldı. Kitapları, dosyaları birkaç dostumuzla birlikte kutulara doldurup İstanbul’a gönderdik. Kitapların adrese ulaşıp hakkettiği muame-leyi görerek üniversite kitaplığında özel bir köşede araştırmacıların, me-raklıların hizmetine sunulacağını umuyorduk. Ne yazık ki… Çok sonra öğrendik ki, İstanbul Üniversitesi kitapları gümrükten çekmemiş! İlgisizlikten mi, gümrük masraflarından mı, bilmem artık. Neden sonra… Zaman aşımına uğrayan gümrükteki diğer mallarla beraber Kerim Bey’in arşivi de satışa çıkarılmış. Kapanın elinde kalmış! Sahaflar üçe beşe almış. Bir ömrün hülâsası
üniversiteye filan ulaşamadan muhtelif ellere dağılmış. Belki de o dosya-lanmış İngilizce vesikalar ne oldukları anlaşılmadığından sandıklarda küflenmeye, fareler tarafından kemirilmeye terkedilmiştir.
Tarih şuuru herkese lâzımdır…. Yurtdışında yaşayanlara da lâzımdır. Amma velâkin, kurumlara, üniversitelere daha çok lâzımdır.
Bu vesileyle Kerim Önder’e Allah’tan rahmetler diliyorum.

Yazarın Diğer Yazıları

Orda bir yer var uzakta

- Mayıs 17, 2017

Buralar benim!

- Nisan 27, 2017

Onsekiz yaş meselesi

- Şubat 13, 2017

Meydanlar ve zaman

- Ocak 11, 2017

18+

- Aralık 9, 2016

İLGİNİZİ ÇEKECEK DİĞER HABERLER

ÇOK OKUNANLAR

SOSYAL MEDYA

5,628BeğenenlerBeğen
426TakipçilerTakip Et