Yazarın Şubat 8, 2018 tarihli son yazısı:

O bir anne ve umudunu hiç yitirmedi (2)

Sekiz aylık bir bebeğin, tıbbi kablolarla, yoğun bakım ortamında hem de sürekli enfeksiyon tehlikesi yaşayarak acı çekerken durabilmesi imkansız elbette. Her ne kadar güçlü bir bebek olsa da bedeni küçücük daha. Ağlıyor dayanamadığı noktada. Sürekli bir enfeksiyon kapma olasılığı olduğundan bazen anne ve babasının bile yanına yaklaşmasına izin verilmiyor. Camdan seyrediyorsunuz çocuğunuzun acıları karşısında ağlamalarını. Dokunup da teselli edemiyorsunuz. Bağrınıza basıp “Geçti anneciğim. Bir şeyin kalmayacak” diyemiyorsunuz o an. Müzisyen Anne belki içinden kanlar ağladı ama Kartal bebeğe bunu hiç yansıtmadı. Ona bakarak hep güldü içinde acıları en ufak hücresine kadar hissederken. Hep “İyileşeceksin!” dedi. Bir gün bile umutsuzluğa kapıldığını yazmadı sosyal medyada. Artık o biz takipçilerini sakinleştiriyor, teselli ediyordu adeta. Şükretmemizi istiyordu aslında şükretmemiz gereken ama hiç gözümüzün görmediği şeylere.

Bizler için çok sıradan ve basit olan şeyleri tekrar farketmemizi , çocuklarımız ve ailemizin aldığı her sağlıklı nefes için hamd etmemiz gerektiğini hatırlattı bize. Çocuğunu hangi özel okula götürdüğün, ona hangi marka kıyafeti giydirdiğin, nasıl bir oda takımı aldığın değil; onun sağlığının her şeyden çok daha önemli olduğunu günlerce kafamıza ince bir nakış gibi işledi. Hiç unutmuyorum bir keresinde, sosyal medya hesabından büyük bir sevinçle, Kartal bebeğin kakasını aylar sonra temizlemesine izin verdiklerini duyurdu. Hesabına yüklediği resimde yüzündeki sevinci, gözlerinin içinin gülüşünü görmeliydiniz. Belki bir çoğumuzun burnunu tutup, “Aman yine mi pislik temizleyeceğim!” diyerek, üşenerek veya kızarak temizlediği bebek kakasının o tahammül edemeyeceğimiz kokusunu içine huzurla ve mutlulukla çektiğini ve bir gün Kartal bebeği sağlıklı bir şekilde eve götürüp kakasını da temizleyeceği, kıyafetlerini de değiştireceği inancını dile getirdi yine.
Nasıl olacaktı peki bu? Elbette organ bağışıyla! Duygularımızı, inancımızı dürterken bilincimize de dokundu. Organ bağışının (maalesef) düşük olduğu Türkiye’de, bir organ bağışı bilinci oluşturdu. Tabii Türkiye’de hala organ bağışı yeterli oranda değil ama bu konuda artış görüldüğünü söylüyor uzmanlar.
Dünyadaki organ nakli oranlarını kısaca özetlersek;
2013 yılı Avrupa Birliği verilerine göre:
Böbrek: 18.854
Karaciğer: 6.845
Kalp: 1.960
Akciğer: 1.756
Pankreas: 825
Avrupa’nın nüfusu ve genç yaşta ölüm oranının düşüklüğüne bakıldığında çok büyük sayı bunlar.
Ülkemizde genç yaşta ölüm oranı (özellikle trafik kazalarında) yüksek olmasına rağmen yapılan bağış çok düşük.
2013 yılında bin 703 beyin ölümü gerçekleşmiş. Bin 324 aile organ bağışını reddetmiş. Sadece 379 aile bağış yapmış.
Peki listede organ bekleyen kişi sayısı kaç? Kalp, böbrek, kornea, pankreas, akciğer olmak üzere toplam 28 bin 174.

Duygularımızı, inancımızı dürterken bilincimize de dokundu. Organ bağışının (maalesef) düşük olduğu Türkiye’de, bir organ bağışı bilinci oluşturdu.

Organ nakli yapabilecek doktorlarımız ve tıbbi ortamımız mevcut fakat bağış yapan yok maalesef. Bu durum bazen dini inanıştan, bazen korkudan bazen de tamamen biliçsizlikten kaynaklanıyor. Aslında 2013 yılında diyanet.net organ bağışının caiz olduğuna dair fetva verdi. Ancak; halen ikna olmamış insanlarımız mevcut. Daha fazla duyurmak toplumun her kesimini bu konuda bilinçlendirmek gerekiyor. Tüm dünyada “organ mafyası” tehlikesi olduğu için, bundan dolayı korkan bir kesim de mevcut. Yasalarla daha fazla önlem alınıp bu durumun önüne geçilebilir. Tabii bir de ülkemizde, siz organınızı bağışlamış olmanıza rağmen, siz öldükten sonra aileniz vermek istemiyorsa organ alınamama konusu var. Buna ait hukuki kısım da değiştirilmeli.
Konu çok uzun ve derin. İmkanlar el verdiği ölçüde yazmaya çalıştım. Ancak; hangi şartlarda organ nakli gerçekleşir, bağış için nereye başvurabilirim, yaş sınırı var mıdır? vb. daha fazla sorularınız için Türkiye Organ Nakli Vakfı’nın web sayfasına ( www.tonv.org.tr) bir göz atmanızı öneririm.
Bana bu bilinci kazandırdığı, hayata bakışımı yeniden gözden geçirmemi sağladığı için Müzisyen Anne Ahu Kahraman-Yıldırım’a teşekkürlerimi borç bilirim. Kartal bebek (Maaşallah) başarılı bir nakil ameliyatı geçirdi. Önlerindeki süreç yine çok kolay değil ama koca bir okyanusu geçtiler onlar. Sırasıyla denizi de, nehiri de, dereyi de geçecekler inşallah bu bilinç ve inançla.
Şimdi dönüp kendimize bakalım. Kendimizi organ bağışı bekleyen ailelerin yerine koyalım. Organ bağışı hayat kurtarır. Unutmayalım!

Yazarın Diğer Yazıları

Profesyonel gönüllüler

- Kasım 27, 2017

Yıl sonu geldi gari!

- Aralık 10, 2016

Ne anlarım Amerika’dan?

- Kasım 14, 2016

İLGİNİZİ ÇEKECEK DİĞER HABERLER

95 yeni öte gezegen keşfedildi

Kepler Uzay Teleskobunun tespit ettiği 275 yeni gök cisminin 149'unun öte gezegen olduğu doğrulandı. Öte gezegenlerden 95'inin varlığı ilk kez keşfedildi Gök bilimciler, Samanyolu Galaksisi'nde Güneş Sistemi dışında 95...

ÇOK OKUNANLAR

SOSYAL MEDYA

5,732BeğenenlerBeğen
456TakipçilerTakip Et