S
American-Turkish Council
Yazarın Mayıs 17, 2017 tarihli son yazısı:

Amerika’da “Türk Anne” olmak

Anne olmak konusu bir çok gazete, dergi ve web sitelerinde açıklanmış, yazılmış, tartışılmıştır. Başlı başına uzun bir konu zaten. Ancak; Amerika’da anne olmak, hem de buraya 20’li yaşlarda gelmiş Türk bir anne olmak genel özellikleriyle anlatabileceğimiz ve burada yaşayan pek çok annenin de katılacağını düşündüğüm bir durumdur.

1- Amerika’da Türk anne olmak demek, Türkiye’de bildiğin, gördüğün, düşündüğün, öğrendiğin her şeyin çok daha farklısını duyman, görmen ve uygulaman demektir.
Ta başa, anne olmaya hazırlandığımız zamanlara dönelim. Büyük bir heyecanla bebek bekliyorsun. Türkiye’de neredeyse moda haline gelmiş, bilinçsizce yapılan sezaryen doğumları hep görmüş ve duymuşsun. Sanıyorsun ki burada da, tıpkı Türkiye’de olduğu gibi, doktorunla görüşüp sezaryen için tarih kararlaştıracaksın, horoskopa bakıp çocuğun burcunu denk getireceksin vs… İlk doktor kontrolüne gidince acı gerçekle (?) karşılaşıyorsun:
– Eğer her şey yolunda gidiyorsa neden sezaryen yapalım size?
– ………………………
Sonra öğreniyorsun ki, Amerika’da (genellikle) öyle annenin keyfine göre sezaryen yapılmıyormuş. Sezaryen olmuş bir anneye “Geçmiş olsun canım ya, ne oldu da sezaryene karar verdi doktor?” diye soruluyormuş. Çünkü sezaryen, ciddi durumlarda yapılması gereken bir müdahaleymiş. “Ay ben acıya dayanamam!” diyen anneler için değilmiş.

2- Eğer çalışıyorsan bebek doğduktan 6 hafta sonra işe geri dönmek zorunda olman demektir
Öyle 6 ay ücretli, 6 ay ücretsiz, süt izni vs. türü izinler ancak bazı resmi kuruluşlarda geçerli.

3- Anneni Türkiye’den doğuma ve bebek bakmaya getirtmen demektir.
Tabii, annenin sağlığı yerindeyse ve evde oturup çocuk bakmaya razıysa. Çünkü, anneanneler-babaanneler alınmasın ama, en fazla 3 ay dayanabiliyorlar gurbete. Sonra başlıyorlar evlerini, komşularını, kızkardeşlerini, akrabalarını özlemeye. Hatta yemin ederim, kendi kayınvalidesini özlediğini bahane edip Türkiye’ye biran önce dönmek isteyen bir teyze bile gördüm ben. Onlara da hak vermek lazım. Kolay bir şey değil düzenini bırakıp uzun süre gelin veya damatla birarada yaşamak.

4- Çocuğunun tüm ihtiyaçlarına senin koşman demek.
Malum, babalar çalışıyor da çalışıyor burada. Sabah bir vakit çıkıp, akşamın hatta gecenin bir vakti geliyorlar. Çocuğun ihtiyacı bitmez. Bezinden tut da, kılık kıyafetine, kırtasiye malzemesinden çorabına kadar çoğunlukla gün içerisinde yapılması gereken tüm alış-veriş sana bakar.

Amerika’da Türk anne olmak, Çocuğunun tüm ihtiyaçlarına senin koşman demektir. Amerikalı arkadaşın Jessica, Rachel, Karen bugün çamaşır yıkama sırasının kocasında olduğundan bahsederken onlara bön-bön bakman demektir. Çamaşır yıkama sırasının Türk erkeğinde olduğunu düşünebiliyor musun? !!! 

5- Çocuğunun özel şoförü olman demektir.
Okula bırak, okuldan al. Satranç, yüzme, jimnastik, tekvando, resim vs. kurslarına yetiştir. Genellikle 1 saat süren kursa bırakıp eve gelsen değmez. En iyisi o kurs salonlarında bekle. Diğer annelerle tanış, konuş, dert yan.

6- Konuştuğun İngilizcenle çocuğunun dalga geçmesi demektir.
Biz onlar gibi burada doğup büyümedik. Elbet aksanımız var. Biraz da gramer hatası yapıyor olabiliriz. “Dessert “aynı şekilde yazılıyor. Dizört veya dezırt diye okunuyor. Biri “tatlı” demek, diğeri “çöl”
Restauranta gittiğimde tatlı yerine çöl istemiş olabilirim. Ne var bunda bu kadar dalga geçecek?!! (?)

7- Evinde çamaşır ve bulaşık makinesi olmasının lüks yaşadığın anlamına gelmesi demektir.
Türkiye’deki hanımların anlam veremediği bir konudur bu. Annemin Amerika’ya ilk geldiğinde hayretler içerisinde kaldığı tek şeydi evde çamaşır veya bulaşık makinesinin olmaması. Zaten çamaşırhane kavramına halen alışamadı.
-“Elalemin çamaşırlarını yıkadığı yerde ben nasıl yıkarım çamaşırımı?”
Binalar eski, borular eski. O kadar su akışını kaldıramıyor. Anladık ama artık bir çamaşır ve bulaşık makinemiz de olmasın mı ya!

8- Amerikalı arkadaşın Jessica, Rachel, Karen bugün çamaşır yıkama sırasının kocasında olduğundan bahsederken onlara bön-bön bakman demektir.
Nasıl yani? Çamaşır, bulaşık, temizlik vs. bunlar kadının işidir. Hatta çalışan kadın bile olman bu gerçeği değiştirmez. İşe giderken çocukları okula bırakırsın. İşe geçersin geç kalacağım korkusuyla. Saatlerce çalışırsın. İşten çıkarsın koştura koştura çocuğu okuldan alırsın. Eğer o akşam kursu yoksa çocuğun eve geçersin yemek yapmaya girişirsin. Yemek bir yandan pişerken çamaşırları makineye atarsın (Tabii evinde makinen varsa) çocukları yedirirsin. Haftasonu alışveriş ve temizlik yaparsın. Kocan da ya yemeğini ya temizliğini beğenmez. Mesela çok sevdiği gömleğini yıkamayı neden unutmuşsun!!! Çamaşır yıkama sırasının Türk erkeğinde olduğunu düşünebiliyor musun? !!!
-“Ay ben kocamın temizliğini beğenmem, onun için yaptırmıyorum” yalanının ardına da saklanıp kendini avutma. Sanki o yapacaktı temizliği!!!

Ne yap biliyor musun?:
Oğlunu-kızını iyi yetiştir. Erkeğin de ev işi yapabileceğini, bunun erkeklikten bir şey eksiltmeyeceğini öğret ona.
– Erkeğin karısına, kadının kocasına saygı duyması gerektiğini öğret
-Hayatın müşterek olduğunu anlat.
– Eşlerin birbirlerinin üzerinden yük alması gerektiğini öğret onlara.
-Türkiye’de nasıl büyüdüğümüzden, şartlarımızdan bahset onlara ki nereden nereye nasıl geldiğimizi anlasınlar.
– Burada doğup büyümediğimiz, buraya çok sonra geldğimiz için İngilizcelerimizin onlar kadar iyi olmamasının normal olduğunu anlat. Onların da Türkçelerini geliştirmeye çalış.
Biraz da, Amerika’da anne olmanın zorluklarından bahset onlara.

Yazarın Diğer Yazıları

Yıl sonu geldi gari!

- Aralık 10, 2016

Ne anlarım Amerika’dan?

- Kasım 14, 2016

Eyvah yaz geldi!

- Haziran 18, 2016

İLGİNİZİ ÇEKECEK DİĞER HABERLER

ÇOK OKUNANLAR

SOSYAL MEDYA

5,220BeğenenlerBeğen
393TakipçilerTakip Et