Yazarın Şubat 8, 2018 tarihli son yazısı:

ABD Türkiye’nin kaygılarını anlıyor mu?

Türkiye, güney sınırlarında ulusal bir tehdit haline dönüşen PKK varlığına karşı başlattığı Afrin operasyonuna 10 günü aşkın bir süredir ABD’nin durdurma çabalarına rağmen devam ediyor. Başkan Donald Trump yönetiminden bugüne kadar yapılan açıklamalarda temel bir kaç vurgu var; bunlar “Gerginliğin azaltılması” ve “Türkiye’nin meşru kaygılarını anlıyoruz” ifadeleri. Bu ifadeler Türkiye’nin ismini Zeytin Dalı Operasyonu olarak başlattığı Afrin operasyonunun ilk gününden itibaren Beyaz Saray, Dışişleri Bakanlığı ve Pentagon basın toplantılarında dile getirildi.
Türkiye’nin açıkladığı resmi rakamlara göre, Türkiye’nin, yani NATO’nun güney sınırları ABD’nin askeri ve stratejik olarak desteklediği YPG-PKK tarafından bugüne kadar toplam 700’ün üzerinde roket atışına maruz kalmıştır. Bu saldırılar sonucunda ise çok sayıda sivil hayatını kaybetmiş ve yaralanmıştır. Bunun en son örneği ise bu hafta yine Afrin tarafından PKK-YPG’li teröristler tarafından atılan roket sonucunda hayatını kaybeden 17 yaşındaki Fatma Avlar oldu. Ne yazık ki atılan roket gencecik kızı uykusunda yakaladı.
Buna karşılık ise özellikle sosyal medyada dikkat çeken bir unsur var, sanki Türkiye Afrin’de bir terör örgütüne karşı değil de Kürt halkına karşı bir operasyon başlatmış gibi bir hava estiriliyor. Üstelik, burada teröristleri değil de sivilleri hedef aldığı yönünde ciddi bir kamuoyu oluşturuluyor. Bu tür sosyal medya kampanyalarına karşılık özellikle “fact check” siteleri ve sosyal medya hesapları açılarak bu yalanlar ortaya çıkartılıyor, Anadolu Ajansı’nın bu konudaki çalışmaları özellikle dikkat çekiyor.

10 bin kilometre ötedeki terör tehlikesini kendi varlığına tehdit olarak gören ABD, Türkiye’nin sınırındaki tehditi “kaygılarınızı anlıyoruz” şeklinde geçiştirmeye çalışıyor.

Fakat bu noktada benim ilgimi çeken mesele sosyal medyadaki sivil ölümleri söylemine ABD Dışişleri Bakanlığının da katılmış olması.
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Heather Nauert, ABD’nin son yıllarda diline sakız ettiği “YPG” yerine doğrudan PKK’yı kullanarak, “Türkiye DEAŞ yerine PKK’nın peşinden gidiyor” ifadesini kullandı. Burada dikkat edilmesi gereken nokta ise, yazımın başında da belirttiğim ABD’nin “Türkiye’nin meşru kaygılarını anlıyoruz” sözünden aslında gerçekten ne anladığıdır. Sözcü Nauert’in bu sözleri gösteriyor ki aslında Türkiye’nin kaygıları Trump yönetiminin hiç de umurunda değil.
Türkiye’nin 30 yılı aşkın bir süredir 10 binlerce vatandaşının hayatına mal olmuş PKK belasının peşinden gitmesinden daha doğal ne olabilir ki?
10 bin kilometre ötedeki terör tehlikesini kendi varlığına tehdit olarak gören ABD, Türkiye’nin sınırındaki tehditi “kaygılarınızı anlıyoruz” şeklinde geçiştirmeye çalışıyor.
Hatta bu da yetmezmiş gibi, DEAŞ’a yapılan operasyonlar sonucunda milyonlarca Suriyeli memleketlerini terketmek zorunda kalmış, ve YPG’nin DEAŞ’tan ele geçirdiği bölgelerdeki Araplarda baskılar sonucunda hayatlarını kurtarmak için kaçmak zorunda kalmıştır. ABD Sözcüsü ise, son derece pişkin bir şekilde bu durumu, “Türkiye istikrar sağlanmış bölgelerdeki istikrarı tehdit ediyor” ifadelerini kullanıyor. Bunların yanında ise asıl şok edici nokta, Türkiye’nin sivilleri hedef aldığını da aynı basın toplantısında kayıtlara geçirme cesaretini gösteriyor.
Hal durum böyleyken Türkiye’nin atması gereken çok net bir adım vardır, ABD’ye rağmen Suriye’de YPG terör örgütüne karşı adımlar atması gerekiyor. Nitekim Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da açıklamalarına bakacak olursak, Afrin sonrasında Menbiç’te aynı operasyonlara devam edilecek. Burada ABD askerlerinin olması Türkiye’ye karşı kullanılacak bir koz olarak olarak bekliyor. Fakat Türkiye için yolda atılan adımların geri dönüşü yoktur. Gecikmiş de olsa sınırlarda herhangi bir YPG yapılanmasına izin verilemez.

Yazarın Diğer Yazıları

İLGİNİZİ ÇEKECEK DİĞER HABERLER

ÇOK OKUNANLAR

SOSYAL MEDYA

5,755BeğenenlerBeğen
452TakipçilerTakip Et