Kendi işinizi yaparken Amerikan kültürünü anlamanın faydaları

1

subegum

İyi bir moda tasarımcısı olmak için İtalya’ya, iyi bir şef aşçı olmak için Fransa’ya, fabrika üretim verimliliğini artırmak için Japonya’ya gidilir. İşletme yönetiminin de ana vatanı Amerika ve ne kadar şanslıyız ki bize eğitim almanın ötesinde, burada yaşama imkanı sunulmuş durumda. Amerika’da kendi işini yapan Türklerin en önemli ortak sorunu, girişimciliğin ana vatanında Türk zihniyetiyle iş yapmaya devam etmenin getirdiği zorluklar. Aslında Türkiye’de bile işletmelerin yaşadığı zorlukların en başlıca sebebi bu. Maalesef girişimcilik, Amerikalılardan öğrenilmesi gereken bir meslek olarak görülmüyor. Özel hayatınızda nasıl istiyorsanız öyle yaşayın, ama kendi işinizde başarılı olmanın başlıca kriterlerinden biri bu.
Amerikan kültüründe Türk kültüründen ayrılan noktalarda mevcut olan düşünüş biçimleri, girişimcilik davranışına birebir etki etmekte. Baksanıza, küçük tavşancıkların çizgi filmlerde bile kurabiye-limonata girişimciliği yaptığı bir ülkede yaşıyoruz.
38İşletme yönetiminde en önemli Ameri-kan unsurlarından biri inovasyon. Eski köye yeni adet getirmek Amerika’da çok prim yapıyor! Geçen sene Inc dergisinde okuduğum çok çarpıcı bir başarı öyküsünü sizinle paylaşmak istiyorum. Missouri’de bulunan SRC firması, otomotiv yan sanayiinde faaliyet gösteren 26 yıllık bir firma. Otomobil motoru imalatı yapan firmanın en büyük iki müşterisinden biri General Motors imiş. Krizde ayda 800-1000 adet olan motor siparişi 200’lere düştüğünde, yıllar içinde bu kadar büyük bir iş kaybına bile hazırlıklı olacak şekilde yapılanmışlar. Firmanın CEO’su Jack Stack’e sormuşlar: “Sektör tozduman. Amerika’daki pek çok imalatçı berbat durumda ama siz etkilenmemiş görünüyorsunuz. Bunu neye borçlusunuz?” Cevap şu: “Paranoya. Tecrübeler bize aldığımız hiçbir işin garanti olmadığını öğretti. Eğer uykuya dalmana izin verirsen, başın dertte demektir.”
Peki uykuya dalmaktan kendinizi nasıl koruyorsunuz? sorusuna verdiği cevap ise çok anlamlı: “Aralıksız olarak zayıflıklarımızı kontrol ederiz. Nerelerde savunmasız olduğumuzu belirlemek için düzenli olarak tahminler yaparız ve kendimize pekçok “ya olursa ne olur?” soruları sorarız. Ya yanlış bilgi alıyorsak? Ya piyasa düşerse? Ya büyük bir müşterimizle tahsilat sorunu yaşarsak? Ya yeni bir 11 Eylül yaşanırsa? Bizim tüm odağımız insanlarımıza iş güvenliği ve yeni iş fırsatları sunmaktır. “Zayıflıklarımızın nerelerde olduğunu bulalım ve bunu bertaraf edecek bir şey kuralım” anlayışına dayanan bir kültür yarattık.” diyor Jack Stack.
1983’te kendisiyle birlikte 12 yönetici çalıştıkları fabrikayı büyük borçların altına girerek satın almışlar. O günden beri de ne olursa olsun insan çıkartmamak için uğraşmışlar. İşler ters gittiği için eleman sayısını azaltmayı yönetim başarısızlığı olarak görüyor Jack Stack ve ekibi. Bir sorunu önceden tahmin edemediğim için bir insanın yaşama sevincini elinden almak istemem diyor. İşte bu dürtüyle sürekli yenilik yapmışlar. Otomobil motoru üretirken küçük bir ayarlamayla doğal gaz pompalama motorları da üretebileceklerini görmüşler.
Başka bir örnek, 1980’lerde ilk başladıklarında ağırlıklı olarak kamyon motoru imalatına çalışıyorlarmış. Biraz araştırma yapmışlar ve kamyon motoru sektörünün her altı yılda bir durgunluğa girdiğini görmüşler. Şimdi durgunluk olsa ne yapardık diye sormuşlar kendilerine. Bu soru kötü bir ekonomide ne iyi gider diye merak etmelerine yol açmış ve otomobil yedek parçalarının iyi sattığını keşfetmişler. Çünkü insanlar arabalarını daha uzun süre ellerinde tutup tamir ediyormuş ekonomi kötüye gidince. Böylece yedek parça işine girmişler.
Son kez Jack Stack’e kulak verelim: “CEO’lar bir kriz ortamında panik oluyorlar, çünkü tüm cevapları bilmeleri gerektiğini düşünüyorlar (Türk kültüründe birey değil, toplum yöneticilerden bunu bekler farkında mısınız?). Esas başarısızlığı getiren bu. Halbuki hiç kimse böyle bir krizi tek başına atlatacak kadar akıllı değildir. Eğer satışlarınız düştüyse ve para kaybediyorsanız, işinizi yeniden konumlandırmak adına yatırım yapmamak için çılgın olmanız gerek. Atıl bir kapasite var elinizde. İnsanlar etrafta dolaşıyor. Onları işten çıkartmayın. Yeni ürünler, yeni fikirler, yeni hizmetler, yeni iş yapma yolları bulmalarını sağlayın. İçinde bulunduğumuz gibi bir ekonomik ortam çok fırsatlar barındırıyor.”
Nasıl ki “Roma’da Romalılar gibi yaşamak” lazımsa, lütfen Amerika’da da en azından işletme yönetirken Amerikalılar gibi yaşayalım. İnovasyona bağlanalım. Şu hayatta aslında tek kural her şeyin mutlaka değişeceği, öyle değil mi? Dolayısıyla ister Türkiye’de ister Amerika’da olsun, şirketinizin geleceği, manevra yeteneğinizi yani inovasyon refleksinizi geliştirmenizden çok faydalanacak gibi görünüyor.

1 YORUM

CEVAP VER